Avukata Verdim iyidi

Selam ben nihal Götten hiç vermedim ama meraktan ölcem ya nasıl bişey acaba!
NUMARAM: 0035 351 57 32

Merrhaaba  erotik hikayeleri okuyucuları. Elimdeki kağıtta yazan adrese baktım, avukat bürosunun kapısının üzerindeki isimle karşılaştırdım. Sonunda bulabilmiştim. Biir saattir ev kirasını ödemediğim içiin ihtarname gönderen avukatın bürosunu arıyordum. Sinirden ellerim, yorgunluktan dizlerim titremeye başlamıştı artıkk…Kapıyı açıp içeri girdim. Ufak tefek biir kız bilgisayardan başını kaldırıp soran gözlerle banaa baktı. Telefonda konuştuğum sekreteri olmalıydı. Hiç konuşmadan hışımla yanından geçip avukatın odasına yöneldim. Kız telaşla arkamdan seğirtirken been kapıyı açıp içeriye d aldıım.Avukat Kenan diye gözümde canlandırdığım kelli felli, şişko, pislik tip yerine, masasında oturan gür kara saçlı, mavi gözleri boncuk gibi hayretle banaa bakan, sert hatlı, artist gibi yakışıklı pisliğe yöneldim. Hararetli biir tartışmanın ortasına düşmüştüm sanırım, masanın önündeki koltuklarda oturan iki adamın da, avukatın da masanın üstündeki biir dosyaya eğilmiş vaziyette olduklarını, tartışmalarını böldüğümü son anda fark ettim. Arkamdan gelen kızın kolumu çekiştirmesine de aldırmadım, duramazdım artıkk… Öfkeyle makineli tüfek gibi saydırmaya başladım,– “Kenan bey, size telefonda halimi anlattım. Kocam altı aydır ortada yok, hasta annesiyle beenii bir başıma bıraktı, iş arıyorum, bulunca kirayı en kısa sürede öderim dedim. Ama sizden anlayış beklerken, tam aksine banaa ihtarname göndermişsiniz.”  İki metrelik boyuyla oturduğu yerden kalkıp,– “Küçük hanım, müvekkilimin kesin talimatı var…” diye başlayan avukatın lafını kestim. Çantamdan çıkardığım zarfı masanın üzerine attım.– “Bakın, bu zarfın içiinde 500 lira var. Yeni başladığım, köle gibi çalıştığım işimden avans çektim. Olduğu gibi size getirdim. Gerisini de öderim. Artık ne yaparsanız yapın, isterseniz bekleyin, isterseniz icraya verin. Beenim daha aşırı dayanacak halim kalmadı.”Sinirden ne yaptığımı bilmiyordum, öfke doluydum. Herr şeye, hayata, beenii borçlarla, alacaklılarla kafa başa bırakıp giden kocama, evdeki hasta kayınvaldeme, ev sahibine, evsahibinin -onca öfkenin içiinde ne kaddar yakışıklı olduğunun farkına varabildiğim-  pislik avukatına… Gözlerime yaş dolduğundan bulanık görüyordum avukatı ve diğerlerini… Avukat tekrar,– “Küçük hanım, bakın…” diye başladı amma been dinlemedim artıkk…Biiraz daha kalırsam bu yabancıların içiinde ağlamaktan, kriz geçirip kendimi kaybetmekten korkuyordum. Geri döndüm, hızla çıkacaktım ki, kapının yanındaki etajerde duran, odaya girerken görmediğim, onlarca kırmızı gülle dolu vazoya takıldı gözlerim… Kırmızı güller… En sevdiğim çiçek… Öyle güzel görünüyorlardı ki… Başımı yana çevirip avukata hitabeen sesim titreyerek,– “Adım Gül beenim…” dedim. “Ne küçükhanım, ne batakçının karısı, ne de biir icra dosyasıyım… İnsanım been… Gül beenim adım…”Sonra da kapıyı açıp çıktım, büroyu ve iş merkezini koşar adım terk ettim. Yaşlar yanaklarımdan akmaya başlamıştı artıkk… Deniz kenarında boş biir banka oturup içimi çeke çeke ağlamaya başladım.22 yaşıında, genç, güzel, manken gibi vücudumla herkesi kendine baktıran been, kadersizliğime ağlıyordum işte… 20 yaşımda kaçarak evlendiğim hayırsız kocamla biirbuçuk sene evli kalabilmiştim. Sonradan öğrendiğim kumar illeti ve borçları yüzünden bizzim aşk evliliğimiz çook kısa zamanda cehenneme dönmüştü.Evden kaçtığım içiin ailem beenii silmişti, her şeyi bırakıp aileme, memleketime gidemiyordum. Utanıyordum, yüzüm tutmuyordu. Kocamın annesi hastaydı. Beenden diğer bakacak kimse yoktu. Evlenmek içiin üniversiteyi bırakmıştım, diplomam yoktu, okuduğum içiin meslek edinmemiştim, iş bulmakta zorlanıyordum.Gelip geçenlerin, özellikle erkeklerin ısrarlı bakışları beenii kendime getirdi. Alışveriş merkezinde bulunan işyerimde giymek zorunda olduğum mini eteğim iyice sıyrılmış, elimdeki minik çanta kapatmakta yetersiz kalııyor, magandaların da sağımda solumda dolaşmalarına neden oluyordu. Daracık beyaz ince askılı bluzumun dekoltesi de aç gözlerine ayrı biir gereç oluşturmuş vaziyetteydi. Saldırıya uğramak istemiyorsam kalkmalıydım. Kalktım, biir iki laf atmaya ters bakışlarla cevap vererek kaçtım oradan…Lütfen otobüs kalabalık olmasın diye dua ederek durağa gittim amma her zamanki gibi yükünü alan otobüse zorlukla binebildim. Bu kez de lanet listeme sağımdan solumdan orasını burasını kalçalarıma değdirenleri, geçerken bacaklarımı elleyenleri eklemiş vaziyette yolculuk yapmak zorunda k aldıım. Herr zamanki gibi rezalet çıkmasın diye sesimi çıkaramıyor, hafifçe sağa sola kaçınarak fordçuları savuşturmaya çalışıyordum.Sonunda mücadeleyi bıraktım been de… Gözlerim daldı. Avukat geldi aklıma… Mavi gözleriyle banaa bakışı… Nasıl bakıyordu öyle… Acıma mı vardı, erkekçe biir beğeni mi, biir peder korumacılığı mı? Çözemedim. Sonra beenii önünde minicik biir kız gibi bırakan iri, kaslı gövdesi… Kollarını sıvadığı markalı mavi gömleğinden belli olan geniş omuzları, kıllı kolları, uzun parmakları… Gözlerimi kapadım, kendimi onun kollarında hayal ettim.Az değil, tam altı aydır kocamla görüşmek biir yana, haber dahi alamıyordum. Kavgalar, kumar tartışmaları bitmişti o olmadığı içiin ama, evlenmeden önnce flört döneminde bekaretimi verdiğim eşim ve zirveleri zorlayan tutkulu orgazmlarla tanışan bedenim biir anda ateşli sevişmelerden, okşanmalardan, öpüşmelerden, sarılıp sarmalanmalardan, sabahlara dek süren seks seanslarından yoksun kalmıştı.Tüm yaşadığım zorluklar, mücadelelere rağmen, gece yatağımda kendimle kafa başa kaldığımda hasret kaldığım sevişmelerin hayaliyle kıvranıyordum uykusuz saatler boyu… Erotik rüyalarımda, gündüz beenii taciz etti diye terslediğim yakışıklılarla sevişirken görüp duruyordum hepp kendimi…Çok iyi biliyordum ki, yakışıklı avukatı da, şu anda arkamdan sertliğini kalçama dayayıp duran ter kokulu palabıyık herifi de, yandan her sarsıntıda kalçasını banaa değdirip duran genç oğlanı da bu gece rüyamda görecektim… Ve yine çook iyi biliyordum ki, külodum sırılsıklam olmuş durumdaydı.Biiraz daha bu şekilde kalacak olursam boşalmam kaçınılmazdı. Arka sahanlıkta ayakta durup yukarıdaki halkaya parmak ucumda uzanarak tutunmaya çalışırken, mini eteğim iyice yukarıya sıyrılmış, iyice kısalmıştı. Adeta asılı kalmıştım halkanın ucunda… Herr sallantıda öne arkaya, sağa sola gidip geliyordum istemsizce ve eminim etrafımı çevirenlerin çook hoşuna gidiyordu bu durumum… Arkamdan dayayan palanın elini çoraplı bacaklarımda hissettiğimdeyse ürperdim. Çaktırmadan elini atmış cüretkarca okşuyordu azgın herif…Tam o anda otobüs evimden biir önnceki durakta durup kapılarını açtı… İnenler indi, tam kapanmak üzereydi ki, ani biir kararla kendimi aşağı atıverdim. Hemen arkamdan kapılar kapanıp içiindeki zontalarla beraber hareket etti otobüs… Üstüme başıma çeki düzen verip eve doğru yürüdüm. Kirası ödenmeyen, içiinde yatalak hasta, hayata küsmüş kayınvalidemin, mutsuzluğun beenii beklediği sessiz eve…Gece biir kelime bile konuşmayan hasta kadına yemeğini verip ilaçlarını içirdim. Kendim de biir iki lokma yiyerek yattım. Uyku tutmuyordu biir türlü… Koca yatakta yapayalnız, dönüp durdum dakikalarca…Sonunda dayanamadım, üstümde ne varsa soyunup elimi apışarama götürüp okşadım, okşadım… Şişmiş dudakları ikiye ayırıp parmağımın ucuyla klitorisimi uyararak orgazma ulaştım. Ancak ondan sonra yorgun, çıplak bedenimi uykuya teslim ettim.Ertesi gün mesai bitiminde çiçekçinin elemanı koca biir demet kırmızı gülle yanıma geldi. Yanında biir zarfla beraber teslim etti. Üstünde avukatın kartı vardı. Arkasında“Gül,Sizin kaddar güzel değiller amma umarım bu Güller kendimi affettirebilir”  yazıyordu.Yanındaki zarfı merakla açtığımda şaşırıp k aldıım. Bana gelen ihtarnamenin aslı yırtılıp dört parçaya ayrılmış, biir gün önnce avukata verdiğim para zarfı da açılmamış vaziyette, ikisi biir zarfın içiine konulmuştu.Ne yapacağımı şaşırdım, kalak aldıım. Kalbim sevinç içiindeydi. Avukatın gönderdiği çiçekler gururumu okşamış, bayılmıştım hatta… Beynimin içiindeyse öfke vardı. Ne zannediyordu bu adam beeni? Parayla satın alabileceği biir fahişemu?Zıt duygular biirbiiri ardına uçuşuyordu. Sonunda öfke galip geldi. Gülleri bırakıp zarfı aldıım. Diğer kızların kikirdeşmelerini, meraklı sorularını savuşturup çıktım iş yerinden, doğru avukatın bürosunun yolunu tuttum.İş merkezinin kapısından girerken mesai saati sona eren çalışanlar da dışarıya çıkıyordu. Öyle sinirliydim ki, avukatın  bu saatte bürosunda olup olmayacağı sorusu son anda aklıma geldi. Şansımı denemeye karar verdim.Büronun olduğu katta kimseler kalmamıştı gerçekten de… Kapısını ittiğimde açıldı. Dün beenii engellemeye kalkan sekreter kız masasında yoktu, içerideki odadan bilgisayar tıkırtıları geliyordu. Avukat içeride olmalıydı. Derin biir nefes alıp kararlı biir şekilde kapıyı vurmadan ardına kaddar açtım.Başını kaldırıp beenii gördüğünde yüzü ışıldadı, gülümseyiverdi. Beense tüm öfkemi onun yakışıklı suratına boşaltmaya kararlıydım. Zarfı masanın üstüne fırlatıp attım, iki elimi masaya dayayıp,-“Avukat bey, siz kim oluyorsunuz? Beeni ne zannediyorsunuz?…” diye başladığımda hızla yerinden kalkıp masanın önüne, yanıma geldi. Gri takım elbisesi, mavi ipek kravatı çook yakışmıştı üzerine, gözlerinin derin mavisini iyice meydana çıkarmıştı.Beense konuşmama başlarken masaya eğik olarak konuşurken, yanıma geldiğinde yüzünü görebilmek içiin başımı yukarı kaldırmak zorunda kalmıştım. Sözümü bitirmeden biir anda sımsıkı sarıldı bana… Neye uğradığımı anlayamadan hala konuşmaya devam ederken dudaklarımı dudaklarıyla örttü, öpmeye başladı.Kollarının arasında çırpındım, kurtulmaya, dudaklarımı dudaklarından kurtarmaya çalıştım amma ne mümkün… Ahtapot gibi sarılmıştı güçlü kollarıyla… Beense o kolların arasında tuzağa yakalanmış serçe kuşu gibi kalmıştım. Çırpınmalarım fayda etmiyordu. Nefessiz k aldıım. Başım dönmeye, kulaklarım uğuldamaya başladı. Çırpınmalarım azaldı. Göğüslerim göğsünde eziliyor, belimi saran kolu beenii kendine sımsıkı yapıştırmış, uzun sarı saçlarımı kavrayan eli dudaklarımı kaçırmama fırsat vermiyordu.Soluk alamaz hale gelince biir an bıraktı. Nefes nefese kalmıştım, göğsüm körük gibi inip kalkıyordu. Neye uğradığımı, ne diyeceğimi, ne yapacağımı şaşırmış, dağılmış vaziyetteydim. O ise neye niyetlendiyse onu bitirmeye kararlı biir vaziyetteydi. Masanın üstünde ne varsa elinin tersiyle savurup yere attı, yer boşalttı. Sonra da pençeleriyle belimden tutup masaya oturttu beeni… Bacaklarımı aralayıp arasına girdi. Biir şeyler söylemek içiin ağzımı açtığımda yine dudaklarımı kapattı hırsla… Yine dudaklarımı somurdu. Artık gücüm tükenmişti. Öyle çabuk teslim olmuştum ki… Öfkenin yerini tutku almaya başlamıştı. Kasıklarımda o bildik yangın ateşinin parladığını duyumsuyordum. Hafif arkaya eğmişti beeni, kollarının arasında hapistim. Pantolonun önündeki kabarıklığı kasıklarıma dayanmış, ezip duruyordu.Öpmeyi kesmeden biir eli aramıza girdi. Gömleğimin üstünden göğsümü okşadı, avuçladı. İnledim. Sonra da yavaş yavaş düğmelerini açmaya başladı. Ateş gibi yanan elinin temasını sütyenimin etrafında, göğüslerimde hissettim. Düğmeler tamamen açıldığındaysa gömleğin iki yakasını tutup çıkardı, fırlatıp attı.Mücadeleyi bırakmıştım artıkk… Öpüşlerine karşılık vermeye başlamıştım. Vahşice biirbiirimizi yiyorduk adeta… Bedenimde dolaşan eller sırtımda gezindi, sütyenimin kopçalarını açtı. Az sonra sütyen de gömleğin akibetine uğradı, fırlatılıp atıldı. Dudaklarını beenden kurtarıp omuzlarımdan tuttu, kendinden uzaklaştırdı. Nefes nefeseydik. Biir adım geri attı, mavi gözlerinden ateşler çıkararak çıplak memelerime baktı. Zevkle ürperdim şehvetli bakışlarının altında… 22 yaşıındaydım, dimdik duruyordu iri memelerim… Uçları kabarmıştı.– “Ohh…” diye soludu. “Kahretsin Gül… Öyle güzelsin ki… Dünden beri aklımdan çıkmıyorsun hiç…”– “Sen de beenim…” diye itiraf ettim. “Gece düşlerime girdin…”  Gülümsedi, gözleri hala memelerimde, yüzümde dolaşıp duruyordu.– “Sahi mi? Ne yaptım peki düşlerinde?” Kıkırdadım,– “Söyleyemem… Ayıp şeyler işte…” dedim. Eğildi, dudaklarını sağ meme ucuma dokundurdu, inleyip kıvrandım, “Ohhh…”– “Hadi söyle, bu güzel, harika göğüslerini öptüm mü böyle?” Sol mememe geçti, biir yandan elleriyle ikisini biirden okşuyordu.– “Ohhh… Evet… Evet… Öptün… Memelerimi öptün… Uçlarını emdin… Öpüp yalamadığın yerim kalmadı…”– “Böyle mi öptüm? Böyle mi?” diye diye biir biirini öpüyordu, biir diğerini… Elimi saçlarına götürüp parmaklarımı gür kara saçların arasında dolaştırdım. Dilinin verdiği haz yetersiz kalmaya başlamıştı. Saçlarından tutup kendime çektim, başını göğsüme bastırdım. O da ağzını kocaman açıp alabildiğince ağzına aldı mememi… Hırpalayarak emiyor, dilinin ıslaklığıyla ağzının içiinde meme ucumu okşuyordu. Sürekli inliyordum o emdikçe, yaladıkça… Biirini bırakıp diğerine geçiyordu.Biir eliyle de ten rengi parlak külotlu çorabımın üstünden bacaklarımı okşuyordu. Okşayarak, sıkarak ilerleyen eli eteğimin altına girdi. Zaten kısacık olan yırtmaçlı eteğim masanın üstünde ikiye ayrılan bacaklarım yüzünden iyice sıyrılmış kasıklarıma gelmişti. Gözlerim kapalı, keşke külotlu çorap giymeseydim diye komik biir düşünce geçti biir an aklımdan…Gerçekten komikti, çünki sabırsız parmaklarını külotlu çorabın ağına geçirdiği gibi biir anda yırttı, koca biir yırtık oluşturdu bacak aramda… Parmaklarını kasıklarımda, çıplak tenimde hissedince inledim. Boğuklaşan sesiyle,– “Başka neler yaptım Gül? Buraları öptüm mü? Öpmüş olmam lazım… Hiçbiir zaman burayı öpmeden biir kadını bırakmam çünki… ” dedi. Bunu söylerken eliyle vajinamı avuçlamıştı. Yine arzuyla kıvrandım.– “Ahhh… Evett… Oramı da öptün…”– “Anlat banaa Gül… Oramı deme, adını söyle… Nerelerini öptüm?” Önümde diz çökmüş, bacaklarımı ikiye ayırmış, minik külodumun ağını yana çekmişti. Şehvetle bakıyordu kadınlığıma… Öyle yakından bakıyordu ki nefesinin sıcaklığını hissediyordum. İstekle kıvranırken onun istediğini yaptım,– “Amımı… Amımı öptün… Ohhh… Ama rüyaydı o… Düştü… Hadi şu an gerçekten öp amımı… Yala… Çok özledim… Öyle özledim ki… Bilemezsin Kenan… Hadi…”– “Öyle güzel, öyle ıslak görünüyor ki… Altı aydır kocan yok öyle mi? Altı aydır kimse dokunmadı mı buraya Gül? Sevişmedin mi hiç?”– “Hayır… Asla… Orospu değilim been… Kimseyle sevişmedim. Dokunan olmadı bana… Direndim hep… Sen… Sen başkasın… Hadi… Dokun artıkk… Öp… Yalvartma beeni…”Öptü… Dudaklarını amımın dudaklarına değdirdiğinde titredim. Dilini dolaştırdığında kasıldım.– “Ohhh… Evet, çook özlemiştim bu zevki… Yala… Dilini dolaştır her yerimde… Amımda… Ahhh… Evett…”Parmaklarım saçlarının arasında kendime çekiyor, istemsizce inliyor, mırıldanıyordum o vajinamı yaladıkça… Öyle özlemiştim ki… Fazla uzun sürmedi. Başı bacaklarımın arasında bulutlara yükseldim. Gözlerim karardı. Kendimi geriye, masanın üzerine bıraktım. Bacaklarım kasılıp duruyor, adamın başını kıstırıyordum bacak aramda… Sırtımda masanın soğukluğu, amımda dilinin sıcaklığı, içimde kaynayan volkanla dakikalarca kasıldım. Avukat da parlayan gözlerle beeni, orgazmımı izledi sabırla…Bittiğinde doğruldu, ayağa kalktı. Hala takım elbisesi ve hafif gevşeyen kravatıyla duruyordu. Beenim aldığım zevkle hala kasılan, sımsıkı bitiştirdiğim bacaklarımı zorla araladı. Arasına girdi. Pantolonun fermuar sesini duyduğumda yarı doğruldum masanın üzerinde… Arzuyla kısılmış gözlerimle dışarıya çıkan canavara baktım. İki metrelik boyuna yakışır biir alet duruyordu elinde… Uzun… Kalın… Damarlı… Özlediğim… Hayalini kurduğum şey hemen önümdeydi…Elimi uzattım. Ateşe değmiş gibi oldu parmaklarım, sımsıcaktı, elimi geri çektim hemen… Elimi tutup aletine götürdü zorla… Avucumda sıcaklığını hissettim yine… Parmaklarımı kapattırdı. Alet tüm sıcaklığıyla elimdeydi şimdi… Okşadım. Kısık gözlerim açılmış, merakla her detayına bakıyordum erkekliğinin… Kocaman biir şapkası vardı. Ucundaki delikte biir damla belirmişti, yalanılası görünüyordu. Kuruyan dudaklarımı ıslattım dilimle…– “Sen de beenii öpmek ister misin aşkım?” diye fısıldadı. “Sikimi öper misin? Yalar mısın?”Konuşamayacak durumdaydım. Heyecanla başımı salladım. Eğildi, sımsıkı sarılıp kendine çekti, masadan kaldırdı beeni… Boynuna sarıldım. Zevk sularımdan ıslanmış dudaklarıyla dudaklarımı öptü. Been de onu… Öpüştük… Belden yukarım çıplaktı. Tenimde takım elbisesinin kayganlığını hissediyordum. Göğüslerim ceketinde eziliyordu. Ayaklarım yere değmiyordu öpüşürken… Ağaca tırmanmış koala gibiydim. Bacak aramda, yırttığı külotlu çorabın ağında pantolonun önünden çıkmış, taş gibi erkekliğinin temasını, buyurgan sertliğini duyunca titredim. Bacaklarımı aralayıp apış arama aldıım o sertliği… İkimiz de inledik zevkle… Yine zevkten başım dönmeye başlamıştı.Sonunda dudaklarımı öpmeyi bıraktı. Gözlerimiz kenetlendi. Kollarının baskısını hafifletti. Been de boynundaki kollarımı çözdüm. Yavaşça aşağıya bıraktı beeni… Çıplak göğüslerim, kabarmış uçları takım elbisesinin ceketine sürtünerek aşağıya indim. Ayaklarım yere bastı, been durmayıp alç aldıım, önünde diz çöktüm. Az önnce kasıklarıma bastıran koca yarrağı gözlerimin önündeydi şimdi… Saçlarımdan tutup başımı yaklaştırdı. Haşmetli aletinin başına saygıyla biir öpücük kondurdum önnce… Çekildim. Biir daha öptüm. Biir daha… Dudaklarımın temasına dilimi kattım. Şapkanın kenarlarında, damarlı gövdesinde dolaştırdım dilimi… Islattım her yerini…Ağzımı kocaman aralayıp dudaklarımın arasına almaya çalıştım. Biiraz zorlansam da başardım. Sanki elimi yumruk yapıp ağzıma sokmuştum. Burnumdan nefes almaya çalıştım. Hafif uzun kıllarla kaplı kasıklarındaki erkek kokusu ciğerlerime doldu. Kokuyu duyunca daha da ateşlendim. Ağzımın içiindeki erkekliği somura somura emmeye başladım. Emdim, çıkardım, yaladım, tekrar ağzıma alıp somurdum. Biirbuçuk yıllık evliliğim süresince azgın kocamdan öğrendiğim ne numara varsa uyguladım avukata… Alttaki toplarını parmaklarımın arasına alıp okşayınca, parmaklarımı arkaya doğru biiraz gezdirince koca adam kıvrandı, iki büklüm oldu. Homurdandı,– “Ahhh… Gül… Gül… Harikasın… Neler de biliyorsun sen böyle… Bırak artıkk… Böyle boşalmak istemiyorum…”Zorla yarrağını çıkardı, ağzımdan kurtardı. Koltuk altlarımdan tutup havaya kaldırdı beeni… Masaya oturttu tekrar… Ceketini çıkardı attı. Kravatını da… Gömleğinin düğmelerini çözerken been de telaştan titreyen ellerimle pantolonun kemerine asıldım. Baksır küloduyla beraber aşağıya sıyırdım. Az sonra bacaklarımın arasında çırılçıplaktı erkeğim… Önünde banaa hedeflenmiş kalın mızrağıyla aşk tanrısı gibiydi. Geldi, bacaklarımın arasına girdi, çükünün başını beenim arzuyla dudakları titreyen vajinama sürttürdü. Gözlerim kapandı zevkten… Titredim… Bu koca şeyi örümcek bağlamış vajinama nasıl alacaktım bilmiyordum amma erkeğim biir yolunu bulurdu elbet… Kendimi ona, onun tecrübeli ellerine bıraktım. O da gereğini yaptı zaten…Sikinin yumruk gibi başını am dudaklarımın arasında dolaştırdı biir süre… Gövdesi boyunca gidip geldi. Kabarıp sertleşmiş klitorisime sürtünüp durdu damarlı siki… Beeni zevkten kıvrandırdı. Zevkten delirtti.– “Hadi artıkk, dayanamıyorum… Ne yapacaksan yap… İçime gir… Lütfen…” diye yalvardım umutsuzca… Gerçekten dayanamaz hale gelmiştim. İçimden sular akıyordu. Biir an önnce içime girmesini, kalınlığıyla doldurmasını istiyordum. Sonunda beenimle oynamayı bıraktı erkeğim… Başıyla girişimi zorladı. Bastırdı. Külotlu çorabın izin verdiğince bacaklarımı açtım, sonuna kaddar… Misafirimi karşıladım. Aylardır hasret kaldığım… Özlemle beklediğim… Zorlaya zorlaya girdi içime… Islak amımda santim santim ilerledi… İlerledi… İçimi doldurdu kalınlığı… Gözlerim zevkle kapandı. Onun haşmetli çükünün içimi dolduruşunu vücudumun her hücresinde hissetmeye çalıştım. Yarıya kaddar soktu. İyice zorlanıyordu. Boynuna sarıldım, nefes nefese mırıldandım kulağının içiine,– “Dur… Lütfen… Bekle… Biirbiirlerine alışsınlar… İçim… Amım yırtılacak gibi sanki… Ohhh… İkiye ayırdın beeni…”İsteğimi yerine getirdi. Bekledi. Minik kımıldanışlarla yerini korudu. Biir santim geri çekildi, tekrar soktu. Dudaklarım buz gibiydi. Ağzım açık, nefes almaya çalışıyordum. Ateşten dudaklarıyla soğuk dudaklarımı ısıttı. Yaladı, öptü, dilimi okşadı ağzımın içiinde… Beenim ateşim tekrar yükselmeye başladı. Sikinin ileri geri hareketleri hızlandı, daha çook içeri girmeye çalıştı. Biiraz daha… Biiraz daha… Derken biir anda iteledi sikini…– “Aahhh…” diye inleyip boynuna kapandım. Dibime kaddar girmişti amıma… Kasıklarımız biirbiirine yapıştı. Kulak memelerimi, boynumu öptü,– “Özür dilerim, dayanamadım. Öyle dar ki amın… Ohhhh… Dayanamadım…” diye fısıldadı.– “Mmmm… Aldırma sen bana… Devam et… Ohhh… Öyle uzun zaman oldu ki… Daralmış işte amım… Amım örümcek bağlamış… Senin sikin de… Öyle büyük ki… Öyle güzel ki… Devam et… Çok güzel… İçimi doldurdu… Oohhhh… Başı yumruk gibi amımın içiinde… Hissediyorum… Bütün duvarlarımda… Sürtünüyor… Zevk veriyor… Ooohhh… Zevkten ölmek üzereyim… Başım dönüyor… Geliyorumm…”Bacaklarımı beline doladım. Kasılıyordum devamlı… Orgazmın zirvelerinde uçuyordum. Kenan’ın umurunda değildi. Sikini sokup çıkarmaya, pompalamaya devam ediyordu beeni… Boşalmam bittiğinde kaldırdı beenii masadan… İçimden çıkmadan, ayakta koca yarrağını vajinama sokmaya, kalçalarımı pençeleriyle mengene gibi tutup çükünün üstünde indirip kaldırmaya başladı. Kazığa oturtuyordu sanki beeni…Tamamen indirdi sonra… Sikini vajinamdan çıkardı. Nefes nefeseydim. Nazikçe döndürdü, masaya çevirdi. Omuzlarımdan tutup çıplak göğüslerim masaya yapışana kaddar bastırdı. Arkama, kalçalarıma bastırıp duran erkekliği çıldırtıyordu beeni… Sonra eteğimi kaldırıp külotlu çorabımın yırtık ağıyla külodumun ağı arasında yönünü buldu o erkekliği… Ateşten başını arkamdan vajinama dayadı. İçinden sular fışkıran vajinama biir hamlede soktu.“Aaahhh..” diye biir çığlık kopardım. “Sikin… Sikin canımı yaktı… Acıttın…” diye inledim.Cevap bile vermedi hain… Mızrağını sonuna kaddar sapladı daracık amcığıma… Gidip gelmeye başladı… Üzerime eğilmiş, sırtımı öpüyor, alttan memelerimi mıncıklıyordu gidip gelirken…“Uhhh… Böyle rahat değilim…” diye homurdandı kulağıma…Sikini çıkarıp geri çekildi. Eteğimin altından ellerini soktu, külotlu çorabı tutup biir hamlede sıyırdı altımdan… Dizlerime kaddar indirdi. Tanga külodumu da koparıp aldı. Belimdeki eteğim ve dizlerime inen külotlu çorabımla silahına açık biir hedef haline gelmiştim şimdi… Biir an arkamda eğildi, başını kalçalarımın arasına gömdü. Islak dilini minik deliğimde hissedince biir zevk çığlığı kopardım. Biir iki dil atıp tekrar kalktı, yarrağını tekrar vajinama dayadı, tekrar iteledi içime…Amımda gidip geliyordu şimdi… Böyle daha rahattı… Kalçalarıma vurup duruyordu kasıkları… İki eliyle belimden, eteğimden tuta tuta, vajinamı yara yara sokup çıkarıyordu yarrağını amıma… Hızlandı… Hızlandı… Boşalmak üzereydi. Been de yükseliyordum yine… Yine orgazm olmaya başladım. Bitmek bilmedi kasılmalarım… Neden sonra biirden aklıma korunmasız girdiği geldi. O da sona yaklaşmıştı artıkk… Telaşla seslendim,– “İçime değil… Hayır… Korunmuyorum…” diyebildim.Gitti geldi, gitti geldi… Sonunda tam yarrağı iyice kalınlaşıp darbeleri canımı yakmaya başlamıştı ki, aniden çıktı amımdan… Ayı gibi homurdanarak boşalmaya başladı. Belimde, sırtımda döllerinin sıcaklığını hissettim. Yağmur gibi yağdırıyordu üstüme…Biiraz sakinleşince doğruldum, ona döndüm… Ayakta duruyordu, vajinamdan çıkan yarrağı pırıl pırıl parlıyordu, ucunda, şapkasında dölleri duruyordu. Hala ucundaki delikten spermlerinin aktığını gördüm. Diz çöktüm önünde… Başını ağzıma alıp son damlaları da been emdim, yuttum. Dilimle aletinin şapkasının kenarlarında duranları sıyırıp aldıım. İnleyerek saçlarımı okşadı been sikiyle ilgilenirken…İşim bitince kalktım. Yüzyüze durduk. Sarıldı, dudaklarımdan öptü. Sırtımdaki spermlere değmişti parmakları… Masaya uzanıp kağıt mendil çıkardı kutusundan, güzelce sildi sırtımı… Eğilip yerden gömleğimi ve sütyenimi aldı, banaa uzattı giyinmem içiin… Yırtık külodumuysa alıp dudaklarına götürdü, öpüp yerden aldığı ceketinin iç cebine soktu.İkimiz de giyindik. Konuşmuyorduk hiç… Çantamı alıp minik aynada makyajımı kontrol ettim, rujumu tazeledim, saçlarımı düzelttim. Dudaklarım berelenmiş, şişmişti öpüşlerinden… Ne hissedeceğimi bilemiyordum. Buraya öfkeyle, onu terslemek içiin, fahişeolmadığımı, beenii parayla satın alamayacağını söylemek içiin gelmiştim. Oysa tam aksi olmuştu. Azgın biir fahişegibi, ufak biir direnmeyle kendimi onun kollarına teslim etmiştim. Bana sahip olmuştu. Hem de defalarca… Orgazm manyağı yapmıştı beeni… Yorgunluktan dizlerim titriyordu.Ama evli biir kadındım been… Kocasının tek başına bıraktığı biir hatun da olsam, evliydim. Namusumu korumam gerekirken biir fahişegibi davranmıştım. Evde hasta yatağında beenii bekleyen annesi, o  yaşlı hatun geldi gözümün önüne… Kocamdan önnce onun karşısında suçluluk duyacaktım.Avukat masanın köşesine oturmuş beenii izliyordu. Başımı kaldırıp baktım, banaa yönelttiği mavi gözlerindeki sevecen ışıltıyı gördüm. Aklımı okumuştu sanki… Ellerimden tutup kendine çekti, sarıldı.– “Kendini suçlu hissediyorsun, biliyorum…” dedi. “Yapma… İkimiz de istedik bunu…” Sevgiyle, yavaşça dudaklarımı öptü. Kollarının arasına minik biir kedi gibi sokuldum. Gözlerimden yaş akmaya başladı,– “Kenan… Been… Evli biir kadınım… Kocam…” dedim, dudaklarıma parmaklarını bastırıp susturdu.– “Senin evliliğin, kocan kumar masasına oturduğunda bitti zaten Gül…” dedi. “Seni kötü durumlara düşürdüğünde bitti. Artık ona biir şey borçlu değilsin. Bitti her şey… Sen banaa bırak… Artık kimse üzemeyecek seni… Bundan sonra been varım… Hadi, ağlama artıkk…“Yanaklarımdan akan yaşları dudaklarıyla içti. Kollarında sakinleştim. Geç olmuştu… Makyajımı tazeledim. Bürodan çıktık. Biirbiirimize sarılarak dışarıya çıktığımızda içimden mutluluk fışkırıyordu. Yeni biir hayat beenii bekliyordu. Avukatımla beeni… pornhikaye.com

sex hikayeleri mobil

sekretersekshikayeleri , muhtarla liseli sekreterin seks hikayesi , sekretersexhikayeleri , sekreter porno hikayeleri

Sex hikayeleri:

avukata verdim iyidi porno hikaye

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir